Haber Almanya - Almanya'nın Nabzını Tutan Haber Sitesi - Almanya Haberleri
06 Dec 2019
Haber Almanya - Almanya Haberleri
Almanya son dakika haberleri


Almanya Cumhurbaşkanı Wulff TBMM'de


TBMM Genel Kurulu'nda konuşan Wulff üstü kapalı mesajlar verdi.


Almanya Cumhurbaşkanı Christian Wulff, 21. yüzyılda yeni tehditlerle karşı karşıya olduklarını belirterek, ''Örneğin terör; militan, ekstremist grupların yarattığı asimetrik tehdit, nükleer silahların yayılması, barışın tehdidi olarak ortaya çıkıyor. Türkiye ve Almanya olarak bu sorunları halletmek için çok yakın iş birliği içinde olmalıyız'' dedi.



Wullf, TBMM Genel Kuruluna hitap etmek üzere, TBMM Başkan Vekili Nevzat Pakdil eşliğinde salona geldi.


Sözlerine, ''Büyük Türk milletini içtenlikle selamlıyorum ve hemşehrilerimin de selamlarını iletiyorum'' diyerek başlayan Wulff, Alman Cumhurbaşkanı olarak, TBMM önünde konuşmanın büyük onur olduğunu söyledi.

Wulff, Türkiye'nin davetinin, ilişkilerin ne kadar yoğun ve yakın olduğunu gösterdiğini belirterek, göreve gelmesinin ardından 3. resmi ziyaretini Türkiye'ye yapmaktan duyduğu mutluluğu dile getirdi. Bunun, Türkiye ile Almanya arasındaki ilişkilerin önemini yansıttığını kaydeden Wulff, ''İlişkilerimiz çok köklü, ülkelerimizin, milletlerimizin gelişimine her zaman zenginlik katmıştır. Doğu ile batı arasındaki diyalog, çok erken zamanlarda yazarları, sanatçıları etkilemiştir. Birçok alanda, ekonomide, siyasette, bilimde çok yakın ilişkiler vardır'' diye konuştu.

Birinci Dünya Savaşı'nın sonunun, iki ülkeyi farklı dönemlere getirdiğine işaret eden Wulff, imparatorluk ve padişahlığın geride bırakıldığı, parlamentonun merkezi rol oynadığı bir döneme girildiğini anımsattı.

Wulff, ilk Alman Cumhuriyeti'nin, yaklaşık 15 yıl sürdüğüne ve diktatörlüğe girdiğine işaret ederek, ''Daha sonraki nasyonal sosyalist rejim döneminde birçok hemşehrim, birçok Alman, görüşleri veya kökenleri nedeniyle takip edildiğinden dolayı Türkiye'ye sığındılar. Takibata uğrayan bu insanlar, burada izlerini bıraktılar'' dedi.

Alman Cumhurbaşkanı, besteci, hukukçu ve müzik pedagogu gibi birçok kişinin, üniversitelerde çalışarak, Türkiye'de bilim kalitesinin gelişimine katkıda bulunduğunu belirtti. Wulff'un, ''Türkiye, bu insanları kabul etmeye hazır olduğu için teşekkür ediyorum, bunun için size içten teşekkür borçluyuz'' sözleri, Genel Kurul tarafından alkışla karşılandı.

''KONUK, EV SAHİBİ, KOMŞU, DOST''

İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra iki ülke ilişkilerinin, eşsiz ve olumlu şekilde yoğunlaştığına dikkati çeken Wulff, Avrupa'nın hiçbir ülkesinde bu kadar çok Türk vatandaşı, Türk asıllı vatandaşın yaşamadığını vurguladı.

Almanya'nın, uzun süredir Türkiye'nin en önemli partneri olduğunu ifade eden Wulff, ihracatta 1, ithalatta ise 2. sırada yer aldığını belirtti. Wulff, birçok Alman şirketinin Türkiye'ye yerleştiğini, burada memnun olduğunu ve Türkiye'nin ekonomik dinamizmine katkıda bulunduğunu vurguladı.

Wulff, 4,5 milyonu aşkın Alman'ın, Türkiye'ye tatil için geldiğini dile getirerek, ''Türkiye'nin konukseverliğini, güzel doğasını ve zengin kültürel mirasını çok seviyorlar. Bu örnekler bize Türkler ile Almanların, diğer ülkede konuk, ev sahibi, komşu ve dost olduklarını gösteriyor, geçmişte. Bir arada yaşamak, birbirimizden öğrenmek, milletlerarası yakın ilişkinin önemli bir unsuru'' dedi.

TÜRK-ALMAN ÜNİVERSİTESİ

Ziyareti sırasında özellikle Türk-Alman Üniversitesinin temel taşını koyabilmekten büyük mutluluk duyduğunu kaydeden Wulff, bu üniversitenin, ilişkilerin öne çıkan projesi olacağını, bilimsel iş birliğinin yoğunlaşmasına katkı sağlayacağını söyledi. Wulff, böylece farklı bilimsel gelenekleri birleştirerek, birlikte eyleme geçebileceklerini dile getirdi.

Wulff, Almanya ve Türkiye'nin, NATO üyeliğiyle de birleştiklerini ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Müttefik olarak birbirimiz için sorumluyuz. On yıllarca süren Soğuk Savaş sürecinde özellikle Türkiye, özgürlüğün ve güvenliğin Avrupa'da teşkil edilmesine katkı sağlamıştır. Ülkemin özgür biçimde yeniden birleşmiş olmasında Türkiye'nin de payı büyüktür.

Günümüzde, 21. yüzyılda yeni tehditlerle karşı karşıyayız. Örneğin, terör, militan, ekstremist grupların yarattığı asimetrik tehdit, nükleer silahların yayılması, barışın tehdidi olarak ortaya çıkıyor. Bu tür görevleri, sorunları halletmek için çok yakın iş birliği içinde olmalıyız Türkiye ve Almanya olarak.''

KIBRIS VE ERMENİSTAN

Wulff, Türkiye'nin, ISAF askeriyle, Afganistan'ın yeniden inşası için güvenli ortam sağladığını, bölgesel politikalarda, Ankara sürecinde Afganistan ile Pakistan arasındaki iş birliği için önemli katkılarının bulunduğunu belirtti. Wulff, bunu takdir ettiklerini dile getirdi.

Alman Cumhurbaşkanı, özellikle Pakistan'da görülmemiş boyutlardaki sel felaketinin, kendilerinin yardım ve desteğini gerektirdiğini dile getirdi.

Wulff, şunları kaydetti:


''Siz TBMM olarak, sık sık Kıbrıs konusu, sorunuyla ilgileniyorsunuz. Bizim düşüncemiz Kıbrıs sorunun çözülmesi gerektiği, buradaki kördüğümün çözülmesi. Burada sadece adanın ekonomik açıdan gelişmesine değil, aynı zamanda istikrar ve bütün bölgedeki, Doğu Akdeniz'deki iyi komşuluk ilişkilerine katkısı olacaktır. Almanya, Türkiye'nin komşularıyla olumlu ilişkiler sürdürme yönündeki çabalarını takdir ve sempatiyle takip ediyor. Ülkenizle Ermenistan arasındaki ilişkilerin normalleşmesi konusunda desteğimiz, sizin yanınızdadır. Açık bir sınırla, ortak bir gelecekte, tartışmalı konuların da gözardı edilmediği bir ortam, çok önemli bir katkı sağlayacaktır, bölgenin istikrarı açısından. Bu yolda ilerleme konusunda sizi teşvik etmek ve cesaretlendirmek istiyorum.''

''ZAHMETLİ BİR SÜREÇ''

Almanya'nın, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra eski hasımlarının, kendilerine ellerini uzatmasıyla büyük bir fırsat yakaladığını belirten Wulff, NATO'daki partnerlerinin, hür ve demokratik bir toplumsal düzen oluşturmada destek olduğunu kaydetti.

NATO'daki köklerinin ve AB'nin, komşularıyla barışma sürecinde önemli koşul sağladıklarını belirten Wulff, ''Önce batıda sonra Polonya, Çek Cumhuriyeti ile birlikte önemli tarihi engeller aşıldı. Tabii ki kendi sorumluluğumuzla da karşılaştık. Zahmetli ve zaman zaman sancılı bir süreç olmasına rağmen bunun çok önemli olduğunu düşünüyorum. Çünkü ancak barışmayla karşılıklı güven içinde bir temel oluşturulabilir, geleceğe bakılabilir'' dedi.


Almanya Cumhurbaşkanı Christian Wulff, Türkiye'nin canlı bir İslamı, modern bir devlet anlayışıyla bağdaştırdığını, hem Batıya hem de Doğuya baktığını belirterek, ''Batıya bağlı olan Türkiye, Doğuda aktif ve istikrara yönelen bir komşuluk politikası yürüten Türkiye, Doğu ile Batı arasında köprü olan Türkiye, Avrupa için bir kazançtır'' dedi.

TBMM Genel Kuruluna hitap eden Wulff, Almanya'nın İsrail'e karşı da özel sorumluluklarının olduğunu ifade etti.

''Almanlar için İsrail'in var olma hakkı ve güvenliğinin hiçbir şekilde tartışılamayacağını'' belirten Wulff, fakat aynı şekilde, uzun vadede İsrail'in güvenliği için de demokratik ve yaşayabilir bir Filistin devletinin olması gerektiğini söyledi. Wulff, ''Yani barış içinde İsrail ile yan yana var olan bir devlet'' dedi.

Bu nedenle ikili düzeyde ve AB düzeyinde Filistin Yönetimi Devlet Başkanı Mahmud Abbas ve Filistin Başbakanı Selam Feyyad'ı, devletin kurumlarının oluşturulmasında desteklediklerini ifade eden Wulff, ''Bu barış görüşmelerinde Türkiye'nin önemli bir rolü var. Zira bölgede çok önemli çok büyük bir saygılığına sahip. Müzakerelerin başarılı olması için Ortadoğu'da her iki taraf kendini aşmalı. Hem Almanlar hem Türkler bu konuda yapıcı bir katkı sağlamalıyız'' diye konuştu. Wulff, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Siz de çeşitli tehlikeler ile karşı karşıyasınız. İran'ın nükleer bir güç haline gelme konusundan etkileniyorsunuz. Avrupanın elbette burada barışçıl bir amaç takip edildiği yönünde tereddütleri var. Ortadoğu'da bir nükleer yarışın başlamasını istemiyoruz. E3 3 grubundaki partnerlerimizle diplomatik bir çözüm için çaba sarf ediyoruz. Aynı zamanda İran'ın harekete geçmesi gerektiğini düşünüyoruz. BM'nin 1929 sayılı kararı, haklı olarak İran'ın uluslararası toplumun taleplerini yerine getirmemesi durumunda daha fazla yaptırım öngörüyor ve uluslararası toplum İran'a halen bu teklifi sunuyor.''

ALMANYA'DAKİ TÜRKLER

Konuşmasında, Almanya'da yaşayan Türk ve Türk asıllı insanlara değinmek istediğini dile getiren Wulff, Almanya'da yaşayan Türk kökenli insanların Almanya'nın bir parçası olduğunu kaydetti.

1960'lı yıllarda, o dönemde misafir işçi olarak gelenlerin Almanya'nın ekonomik gelişmesine önemli katkılarda bulunduğunu belirten Wulff, kişisel olarak son derece zor şartlarda gelip çalışarak Almanya'nın gelişmesine katkı sağladıklarını ifade etti. ''Onlara teşekkür borçluyuz'' diyen Wulff, şunları kaydetti:

''Aradan geçen zaman içerisinde Türk kökenli birçok insan Almanya'da kalmaya karar verdi. Üniversiteye gidenler, şirket kuranlar, iş yerleri açanlar var. Birçoğu Alman vatandaşlığına geçti. Biz bunları destekliyoruz ve büyük bir memnuniyetle karşılıyoruz. Burada yaşayan herkesin neredeyse Almanya'da akrabası olduğunu da görüyorum. Almanya'da yaşayan Türklerin de Cumhurbaşkanı olarak herkesin iyi niyetle ve aktif olarak Alman toplumuna katılmalarını bekliyoruz.

Göçmenler, Almanya'yı dünyaya daha açık bir ülke haline getirdiler. Çeşitlilik içinde hep birlikte yaşamamız, herkes için aynı zamanda büyük zorlukları, üstesinden gelmemiz gereken sorunları da beraberinde getiriyor. Sorunların ismini de koymak gerekiyor; bazıları devlet yardımı almaya devam ediyor, suç oranları yüksek ve maço tavırlar, eğitime destek vermeyen tavırlar da görüyoruz bazı göçmenlerde ama bu, sadece belirli bir göçmen grubuyla sınırlı değil. Bu konuları da görerek, karşılıklı açık ve saygılı bir diyalog yürüterek başarılı bir entegrasyona ulaşabiliriz. Kimse kültürel kimliğinden ve aidiyetinden vazgeçmek durumunda değildir. Önemli olan birlikte yaşamın kurallarına, o toplumun kurallarına saygı göstermektir ve onlara riayet etmektir. Bunlar, Alman anayasasıdır ve Alman anayasasında yer alan değerlerdir. İnsan haysiyeti, ifade özgürlüğü, kadın-erkek eşitliği, dini açıdan ve dünya görüşü açısından tarafsız olan devlettir. İnsanların Almancayı öğrenerek Alman toplumuna entegre olmaları, Alman yaşam biçimini de kabul etmeleri gerekmektedir. Özellikle Sayın Cumhurbaşkanı Gül, Başbakan Erdoğan ve Avrupa Bakanı Bağış'ın son haftalarda özellikle Almanya'da yaşayan Türklerin entegrasyonuna yönelik ifadelerini büyük bir memnuniyetle karşılıyoruz.

Almanya'da Müslüman din öğretmenleri ve Almanca konuşan imamlar, başarılı bir entegrasyona bundan sonra daha da büyük katkı sağlayacaktır. Hep birlikte kökten eğilimlere karşı hareket etmemiz gerekiyor. Türkiye, bunu kabul etmeyeceği gibi Almanya'da da kökten dinci eğilimlerin güçlenmesini kabul edemeyiz.''

''TÜRKİYE, AVRUPA İÇİN BİR KAZANÇTIR''

Almanya'da olduğu gibi Türkiye'de de son yıllarda önemli değişiklikler gerçekleştiğini dile getiren Wulff, TBMM'de önemli kararlar alındığını ve bu çerçevede yasaların ve kurumların modernleştirilmesinin hedeflendiğini söyledi.

Özellikle son dönemde yapılan Anayasa reformunu ''büyük bir dikkatle izlediklerini'' belirten Wulff, ''Türkiye bu reformları gerçekleştirmek suretiyle AB standartlarına biraz daha yaklaşmıştır. Bu yolda devam etmeniz için size destek vermek ve sizi cesaretlendirmek istiyorum'' dedi.

Türkiye'nin büyük bir fırsatının olduğuna inandığını dile getiren Wulff, ''Türkiye, İslam ve demokrasinin, İslam ve hukuk devletinin, İslam ve çoğulculuğun hiçbir karşıtlığının olmadığını gösterebilir. Türkiye, canlı bir İslamı, modern bir devlet anlayışıyla bağdaştırmaktadır. Türkiye, hem Batıya hem Doğuya bakmaktadır. Ortadoğu ve yakındoğu ile Türkiye'nin yüzyıllardan beri ekonomik ve kültürel ilişkileri mevcuttur. Batıya bağlı olan Türkiye, Doğuda aktif ve istikrara yönelen bir komşuluk politikası yürüten Türkiye, Doğu ile Batı arasında köprü olan Türkiye, Avrupa için bir kazançtır'' diye konuştu.

Almanya'nın, Türkiye'nin AB'ye girmesini özellikle desteklediğini kaydeden Wulff, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Türkiye'nin AB'ye giden yola devam etmesi özellikle desteklenmektedir ki bu yol Büyük Mustafa Kemal Atatürk tarafından açılmıştır. Biz Türkiye'nin AB'ye olan katılım müzakerelerinin adil ve ucu açık biçimde yürütülmesine yönelik karara bağlıyız ve aynı şekilde Türkiye'nin de yükümlülüklerini yerine getirmesine bekliyoruz.

Her iki ülke uzun yıllardan beri AB Konseyine üyedir. AB Konseyinin ilkeleri, insan hakları, demokrasi ve hukuk devleti ilkeleri, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin ilkeleridir. İki ülke bunlara bağlıyız. Bu ilkeler arasında ayrıca dini azınlıklar ve kültürel çoğulculuk ilkesinin de yar aldığını görüyoruz. Almanya'da yaşayan Müslümanlar, kendi dini vecibelerini rahatça yerine getirmekte serbestler. Almanya'da sayıları artan camilerin sayısı da bunu göstermektedir. Aynı şekilde İslam ülkelerinde yaşayan Hristiyanların da kendi dinini rahatça yaşayabilmelerine hakları olduğuna inanıyoruz. Kendi ilahiyatçılarının eğitim görmeleri ve kiliselerinin yapılması gerektiğine inanıyoruz. Her iki ülkede ve bütün ülkelerde aslında insanların dinlerinden bağımsız olarak aynı haklar ve fırsatlardan yararlanmaları gerektiğine inanıyoruz. Türkiye'de Hristiyanlığın uzun bir geleneğinin olduğunu görüyoruz. Hristiyanlık da şüphesiz Türkiye'ye aittir.''

ATATÜRK'ÜN SÖZÜYLE KONUŞMASINI TAMAMLADI

Cumhurbaşkanı Wulff, bu hafta perşembe günü Tarsus'ta bir dini ayine katılacağından dolayı duyduğu mutluluğu dile getirdi.

Christian Wulff ''Türkiye'de yapılacak daha fazla kiliseyi ve bu kiliselerde ayinlerin yapılmasını destekleyenlerin sayısının da arttığını memnuniyetle görüyorum. Bu tür gelişmelerin gerçekten desteklenmesi gerektiğine inanıyorum. Çünkü Avrupanın bir değerler topluluğu olarak anlayışında din özgürlüğü çok önemlidir. Farklı dinlerin birlikte barış içinde yaşamalarının bu dünyanın 21. yüzyıldaki en büyük görevlerinden olduğunu düşünüyoruz. Bu büyük gibi görünen görevin iyi niyetle ve saygıyla tahmin edeceğinizden çok daha kısa süre içinde çözülebileceğine inanıyorum'' diye konuştu.


Almanya ve Türkiye'nin birlikte çok büyük başarılar elde ettiklerini belirten Wulff, kişisel olarak Türk-Alman dostluğuna giderek daha büyük bir ağırlık vermek istediğini söyledi. Wulff, ''Hep beraber ekonomik açıdan güçlü, insancıl, 21. yüzyılda barışın hakim olduğu bir dünya için birlikte mücadele edelim'' dedi.


Wulff, sözlerini, Atatürk'ün ''Yurta Barış Dünyada Barış'' sözünü Türkçe söyleyerek tamamladı.


Kaynak: AA   -  19.10.2010

İlginizi çekebilecek diğer haberler

Çok okunan haberler

 Bu haber için yapılan yorumlar

Bu haber için henüz yorum yapılmadı!

Toplam yorum sayısı: 0Bütün yorumlar için tıklayınız! 
  Bu habere yorumunuzu ekleyin
 
İsim Soyisim
E-mail
Başlık *
Kodu girin *
Yorumunuz
*
Max 500 karakter; Kalan karakter sayisi:

* Bu alanlarin doldurulması gerekmektedir. Gönderilerilen yorumların yayınlanma zorunluluğu yoktur. Editör kontrolünden geçen yorum en kısa zamanda yayınlanacaktır. Küfür, hakaret ve yasadışı propaganda içeren yorumlar için yasal işlem yapılacaktır. İsim Soyisim alanı boş bırakılırsa, bu alana 'Anonim' yazılacaktır.

Haber Almanya - Almanya'nın Nabzını Tutan Haber Sitesi - Almanya Haberleri

Künye - Impressum
© Haber Almanya
www.haberalmanya.com
2019
info@haberalmanya.com
Almanya Haberleri Sitesi